ara

Nisf

@nisf

Kendimi bulma yolundaki arayışlarıma ara vermiştim. Fakat ufak bir maceraya daha atılmaya karar verdim. Beni soran olursa kendimdeyim
EK 1
Notun dibisi: Fotoğraf bana ait diil :D 2 dk
5 beğeni · 4 yorum · Sohbet
Adem ŞEN (@ultradem)
Fena sayılmaz ama biraz daha üzerinde çalışırsan daha afili şeyler ortaya çıkartabilirsin :p - 8 dk
tabula rasa (@tabula-rasa)
Ya evde yoksam :) - 5 dk
Gülcan (@gulcan32)
Noluyo burda :D - 4 dk
6 beğeni · 23 yorum · Arena'ya Sor
Necdet (@necdet)
Biraz detay verseydiniz. Her Çocuk Özeldir, Leon Sevginin Gücü, Esaretin Bedeli, Umudunu Kaybetme bunlardan birisini izlemediyseniz izleyebilirsiniz. - 16.01.17
Shogun (@demindensimdiyegeldim)
Bu sitede gözüme çarpan kızlardan biri de sensin - 17.01.17
[silindi]

Can

@canae

Ben bir şeyi çok istedim. O şey olsun diye uykularımdan çaldım. Elinden geldigince çabaladım. Gün geldi o şey olmadı. Bende bir daha o şey için savaşacak gücü bulamadım kendimde. Bu yüzden vazgeçtim. Aldığım bu karar ilk zamanlarda canımı çok yaktı. Ama şimdi mutluyum. O şeyin olmaması iyi bile olmuş olabilir. Bu yüzden anladım aslında vazgeçmek bir son değil, başlı başına bir başlangıçtır.
22 beğeni · 31 yorum · Kalemimden
ketumpinokyo (@kekum)
'Vazgeçmek bir son değil, başlı başına bir başlangıçtır.' Ne guzel soylemissiniz... :) @canae - 3 sa
Mâverâ (@mervekaya)
Her son bir başlangıçtır canım evet birde olmayanda da hayır vardır.. Çok güzel yazmışsın kalemine sağlık :) @canae - 3 sa
inatla_hayat (@doktorno)
her vazgeçiş bir başlangıçtır yeniden bir başlangıça uzanan umuttur çoğu zaman - 2 sa
9 sa

Songül BTR

@songul-btr

yalnızlık nedir?

Yalnızlık susmaktır aslında etrafında insanların olmaması değil de insanlar olduğun da konuşamamaktır yüreğin kilitlenip dilini susturmasıdır aslıında
22 sa

tabula rasa

@tabula-rasa

yalnızlık nedir?

bitimsiz bir nefes.

Ali

@muhammed-ali-erdem

Bir Umuda Koşuyorum (z)
Alacakaranlıkta kaldırım çizgilerine basmadan, el ele umuda bir koşu bu seninle. @Betul-blt
3 beğeni · 4 yorum · Diyorum ki
Nisf (@nisf)
Huhhuuu tebrikler arkadaşlar :) - 1 sa

Deli Bilge

@deli-bilge

Unutuş
"Çoğu insanı ölüm konusunda dehşete düşüren şey geleceğin kaybı değil, geçmişin kaybıdır. Aslında unutma davranışı hayatın içinde her zaman var olan bir ölüm biçimidir."
(Milan Kundera)
tabula rasa (@tabula-rasa)
"Savunabilir miyim belleğimi unutuşa karşı/ Soluk soluğa ve kanayarak kaçan mürekkep balığı gibi? " - 29 dk

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Sosyalist Damar
Bugün haberlerde Begumhan Doğan Faralyalı isimli zatı röportaj verirken gördüm. Aydın Doğanın kızıymış.  Davos ekonomi zirvesinde bilmemne alaninda ilk bilmem kaç ceo arasına girmiş bu muhterem. Verdiği röportajda kullandığı cümleler o kadar klişe ve boştu ki  memleketimizin elit tabakasındaki kalite noksanligini iliklerime kadar hissettim. Neredeyse yıllardır hararetli bir savunucusu olduğum elitist nazariyeye ve bu minvalde zuhur eden meşrebime veda ediyordum. Aklima geçen gün okuduğum Wright Mills in İktidar Elitleri isimli kitabından bir bölüm geldi.

"Oturdukları evler, devam ettikleri dernek ve kulüpler başlıca ayrıcalıklı özellikleri teşkil eder. Keza, devam ettikleri kolejler ve yabancı okullar da milli özellikleri yansıtmaz. Sayfiye ve dinlenme yerleri aynıdır. Seçkin aileler arasında evlilik yaparlar. Böylece İktidar yapısı bu üst sınıfın eline geçer. Yönetimi elinde bulundururlar. Akrabalık ilişkileri güçlüdür. Birlikte yerler birlikte içerler, yönetimi aralarında paylaşırlar, sosyeteyi de ellerinde tutarlar. Ortak av partileri, tenis oyunları yanında çin lokantasında yer ve içerler. Kışı İsvicrede yazı Ispanyada geçirirler. Yat sefalari,  viski, şampanya astragan kürkleriyle bu yükselen sınıf kendi kendini yetiştirmiş kimseler olarak değil, düzene kendini uydurmuş, kendini düzene sunmuş kişilerdir."
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Gayri safi milli hasılanın çok büyük bir oranını yerken. Kendin değerlerini de tüketiyorsun yabancılığın sadece topluma değil kendine de oluyor. Tüketmek amaçsa üretim için gereken ekipmanlarda tüketiliyor hırslar uğruna. Sığ bir vurdumduymazlık içinde yaşanan gerçeklik işte. Başarının parasal karşılığı neyse veriyorsun da değişmiyor vardığın nokta. Liberal bir kapitalizm eni kökü. Yorum yapmadan duramadım efenim iyi geceler. - 2 sa
Asım Mauser (@mauser)
schopenhauerin dedigine gore 3 tür aristokrasi varmış. 1. doğuştan ve rütbeden gelen 2. para 3. zihinsel. en yücesi de sonuncusuymuş. birincisi türkiyede yok edildi. ikincisi kahpelere bahşedildi. üçüncüsü ile de yerler süpürülüyor. o yüzden kardeş elitizmden vazgeçme asla." kusursuz olan elitler değildir elitizmdir" diye de bir islamcı savunmasi yapayım da gel sen girdiğin yoldan geri dön. - 30 dk

Ulaş Punar

@fotopati

Iyi geceler :)
15 beğeni · 19 yorum · Fotozilla
ketumpinokyo (@kekum)
İyi geceler :) - 2 sa
Nisf (@nisf)
Ah şu büyük balıklar.. - 2 sa

KULELİ

@yandimali

12 7.9
Puan: 9
Çukurova köylüsü, her yanını sıtma sarmış pamuk tarlaları, Anavarza kayaları Yaşar Kemal; Ege köylüsü, verimli üzüm bağları, Manisa Ovası Yusuf Atılgan.. Hırsları, korkuları, arzuları, zaafları ve şehvetli yanı ile insanın romanı.
260 karakter
1 beğen · 0 yorum · kitap inceleme

Şölen

@solen-b

E.G.
"Ölüm döşeginde bir bağcı, Marcela'nın kulağına birşeyler söyledi. Ölmezden önce gizini açıkladı ona :
"Üzüm, " diye fısıldadı, "şaraptan yapılmıştır. "
Marcela Pérez-Silva bana bunu söylediği zaman şöyle düşündüm : Üzüm şaraptan yapılmışsa belki bizler de kim olduğumuzu söyleyen sözcüklerizdir."
EK 1
Cengiz abinin şerefine içiyoruz bu akşam... 5 sa
20 beğeni · 20 yorum · Anın Fotosu
SPİNOZA (@karacurin)
Hepsini içmeyin;) - 5 sa
Asım Mauser (@mauser)
mantarın dediğine göre ab-ı hayatmış. - 4 sa
Şölen (@solen-b)
Ooooo çok sevgili @mauser üstadım birlikte olsun bir akşam.. - 4 sa

Başak

@basaks

Balance
Yani sen portakal suyunu seviyorsun diye onun da seni sevmesi şart mı?
14 beğeni · 8 yorum · Anın Fotosu
Ulaş Punar (@fotopati)
? Geceye anlamsiz bir söz bırak kısmımı? - 2 sa
Betül (@lotus)
Kim bilir belkide seviyordur ;) - 1 sa
tamer aktulum (@tamer-aktulum)
Felsefe :) afiyet olsun - 48 dk
Gözleri sürekli kendinden gayrisine bakan bir insanın nefsine bakmaya vakti kalır mı? Bu cümleyi tersinden okuduğumuzda bizi yoldan çıkaranın ne olduğunu da rahatlıkla görebiliriz!
Peki başkalarını hiç eleştirmeyecek miyiz, yanlışlarını söylemeyecek miyiz, hatalarına işaret etmeyecek miyiz? Evet, elbette yapacağız ama insan gibi, Müslüman gibi... Önce kendimize bakarak, kendi kusurlarımızla yüzleşerek... Sonra kendimizi hakkın, hakikatin, hukukun ve hakkaniyetin tek sahibi olarak görmekten ve Allah'ın kullarına en ufak bir haksızlık ve yanlışlık yapmaktan Allah'a sığınarak...
Bu dünya gelir geçer, mahşer meydanında yapayalnız ve çaresiz kalırız. Üstümüzde ağırlaştıkça ağırlaşan kul haklarıyla... Bakarsınız bir tek içten iman cümlesi bir kulun deryalar kadar büyük günahlarını siler ve bakarsınız üzerimizdeki bir tek kul hakkı Cennet'le aramızı açar.
Demem o ki; Allah'ın hiçbir kulunu yargılamayalım, harcamayalım, üstünü çizmeyelim, aşağılamayalım, mahkum etmeyelim. Varsa söylenmesi gereken bir hatası dostça yüzüne söyleyelim. İncitmeden, utandırmadan, rahatsız etmeden... İmalarla laf geçirmeyelim, arkasından çekiştirmeyelim, alay etmeyelim, lafını oraya buraya taşımayalım, kimseyi ortaya alıp pataklamayalım, kimseyi orasından burasından çekiştirmeyelim.
Hakikatin sahibi biz değiliz, bizler sadece kuluz ve aciziz. Yanılır ve yanıltırız. O sebeple ki çok düşünüp az söylemeliyiz. Bizler Allah'ın dediği gibi kardeş olmalı, birbirimizi gerçekten sevmeliyiz. Sevmek kolay değil, gayret ister, emek ister. Her hatayı görmeyen, her ayıbı dillendirmeyen, bir yanlışı farkettiğinde doğrusu için dua eden, iyilik dileyen ama asla kendi sınırlı yargılarının peşinden gitmeyen, aslını bilmediği, derinliğine vakıf olmadığı hiçbir meselede ahkam kesmeyen kimseler olmalıyız.
Gerçekten iki Müslüman gibi, iki kardeş gibi, iki dost gibi davranmalıyız birbirimize, yani sevmeliyiz birbirimizi. Hatalıyken de sevmeliyiz, acizken de, zayıfken de, günahkarken de, birbirimizin yanında duramadığımızda da, karşı karşıya olduğumuzda da sevebilmeliyiz. Saçmalarken de, dağıtmışken de, frenleri patlatmışken de sevecek bir şeyler bulabilmeliyiz birbirimizde. Değil mi ki inanmışız aynı Allah'a, aynı peygambere, aynı kitaba, aynı mahşere, bir muhabbet bulunmalı içimizde birbirimize doğru.
Yanlışı da söylesek, doğruyu da söylesek, asıl önemli olan kendimize ve başkalarına, yani insana, yani eşref-i mahlukat olana nasıl ve hangi gözle, hangi kalple, hangi hissiyatla baktığımızdır. Allah'ın sonsuz bir rahmetle “kulum” dediğine, bir tövbeye ne günah işlerse işlesin affettiğine yafta asmak kimin haddine!
Her şeyin en doğrusunu bilen ancak Allah'tır. Kullar bilemezler. Kulların hayır bildiklerinde şer, şer bildiklerinde hayır olabilir. O sebeple ki herhangi bir katı iddianın, bükülmez yargının, yaftalayıcı kararın ağırlığını taşıyamaz kullar. Kalemi kırmaya yetkisi yoktur kulların Allah'ın kanununda. Kullar kendilerine bakar, kendi muhasebelerini yapar, kendi hesaplarını görür. Onu da yapamazlarsa ellerini açar yakarırlar; kendilerinden, nefislerinden, had bilmezlikten, kibre kapılmaktan, hakkaniyetin dışına çıkmaktan, kara çalmaktan, ölü eti yemekten, fitne çıkarmaktan, Allah'ın kullarını incitmekten yine Allah'a sığınırlar.
Kulların Allah'ın üstün kıldıkları dışında birbirlerine üstünlükleri yoktur. Üstünlük ancak takva iledir ve muttakiler birbirlerini harcayarak zengin olmaya çalışmazlar
11 beğeni · 6 yorum · Biliyor musun?
Kadir (@khadyr3)
herzaman ki gibi paylaşımların güzel : ) - 3 sa
Zeynep Şen (@zeynep-sen965)
Ne güzel bi yazı. Maşallah. :) - 2 sa
Merve Kapu (@mervekapu)
Çok güzel bi paylaşım olmuş elinize emeğimize sağlık - 1 sa

Antisav

@antisav

Bir oturuşta okunan kitaplar ?
Bir oturuşta okunan kitaplar ?
14 beğeni · 18 yorum · Arena'ya Sor
EL_NINO (@el-nino)
Oturabilme sürenize göre değişmekle birlikte bir kaç örnek yazayım;
Ölümsüz Aile, Bilinmeyen Adanın Öyküsü, Satranç, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Cemile. - 13 sa
Özge (@ozge-selcuk)
Korku, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. - 13 sa
Sena (@senatasoz)
Dr. Jekyll ile Bay Hyde, Satranç, Martı Jonathan Livingston, Şeker Portakalı - 12 sa

EL_NINO

@el-nino

;index=11&list=RD7yQI2mUX7Rc
9 beğeni · 2 yorum · Müzik Kutusu
Can (@canae)
Bunu dinledikten sonra uyku nasıl gelsin? - 1 sa

kişibaşınadüşen.

@kisibasinadusenmilligelir

Bazı arkadaşlar başkanlık sistemi hakkinda ne dusundugumu sordu. Ayrıca üzülerek gordum ki sitede bu konu hakkında malumat sahibi kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu sebeple hem malumat sahibi olun diye hem de Sistem değişikliği geleceğimizi doğrudan etkileyecek bir husus olduğu için bir iki kelam da ben edeyim dedim. Evvela memleketimizde parlamenter sistem tam manası ile uygulanmıyor bunu bilmek lazım. Zira parlamenter sistem ilk ortaya çıkışından itibaren pratikte oluşan bazı aksaklıklar nedeni ile evrimleşmiş ve muhtelif türlere ayrılmış. Bunlar Westminster modeli, düalist sistem ve rasyonelleştirilmiş parlamenter sistem türleridir. Memleketimizde ise bunlardan rasyonelleştirilmiş parlamenter sistem modeli uygulanmaktadır. Bunun ne demek olduğunu anlamak için öncelikle kuvvetler ayrılığı prensibine değinmek gerek. Kuvvetler ayrılığı prensibini ilk ortaya atan şahıs Montesquieu dur. Buna göre devlet idaresinde üç farklı erk ya da kuvvet vardır. Bunlar yasama yürütme ve yargı kuvvetleridir. Montesquieu bu üç kuvvetin birbiri ile ayrı olması gerektiğini ve üç farklı kurum tarafından kullanılması gerektiğini ifade etmiş ve herhangi iki kuvvetin bir kişi ya da kurum elinde bulunduğu zaman bunun zararlı olacağını zira iki ya da üç kuvveti elinde bulunduran kurumun ya da kişinin aşırı derecede güçlenmesi sonucu problemli bir idari yapı oluşacağını söylemiştir. Bu yüzden sağlıklı ve demokratik bir idarenin tam ve kesin kuvvetler ayrılığı prensibi ile yürütülebileceğini iddia etmiştir. İşte bu başkanlık sistemi, parlamenter sistem, yari baskanlik,meclis hükümeti sistemi vs. hep bu erklerin dağılımı üzerine uygulanan modeller olarak karşımıza çıkmaktadır. Parlamenter sitemde bir adet meclis bulunmakta-yasama- ve bu meclisin içerisinden seçilmiş bir hükümet yürütme görevini ifa etmektedir. Ayrıca bir de yürütmenin başı konumunda cumhurbaşkanı bulunmaktadır. Parlamenter sitemde tam manası ile bir kuvvetler ayrılığından söz edemeyiz çünkü yürütme görevini ifa eden bakanlar kurulu meclisin içerisinden çıkar. Yani yürütmede görev alan bir bakan aynı zamanda yasama işleminde de görev alabilmektedir. Ayrıca cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve bakanlar kurulu tarafından çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile yasama yetkisi bir oranda yürütmeye devredilerek kuvvetler ayrılığı prensibi ihlal edilmektedir. Yürütmenin hızlıca karar alması geren bir hususta kendisine tanınan bu yetkiler rasyonelleştirilmiş parlamentarizmin temelini oluşturmaktadır.  Yani kâğıt üzerinde düzgün işleyen bir sistem olmasına rağmen iş pratiğe dökülünce parlamenter sistemde bazı eksiklikler oluşmaktadır ve kuvvetler ayrılığı prensibi ihlal edilmek sureti ile bunlar giderilmektedir. Ayrıca parlamenter sistemde yürütme erkini oluşturan hükümet güvenoyu neticesinde geldiği için ve güvenoyu aldığı zaman aynı zamanda yasa çıkaracak sayıya da ulaşmış olduğu için istediği yasayı parlamentodan geçirebilmektedir. Şu durumda güçlü bir siyasi parti tek başına iktidar olduğu zaman aynı zamanda yasama erki ve yürütme erkine de erişebilmektedir. Yasamada görev alan bir vekil partisinden bağımsız olarak oy kullanamamakta ve düşüncesini ifade edememektedir. Rasyonelleştirilmiş parlamenter sistemde neticede yasama ve yürütme erki tek elde toplanmaya meyyaldir. Ayrıca Anayasa mahkemesi ve yüksek yargı organlarının üyeleri de meclis ve cumhurbaşkanı tarafından seçildiği için bu erkin yargıya müdahalesi de söz konusu olmaktadır. Neticede rasyonelleştirilmiş parlamentarizm pratikte kuvvetler ayrılığını alenen ihlal etmektedir. Başkanlık sisteminde ise dünyada en uygun ve meşhur model Amerikan tipi sistemdir.  Amerikan tipi başkanlık sisteminde yasama senato tarafından yürütme başkan ve ekibi tarafından yargı ise bağımsız mahkemeler tarafından kullanılmaktadır ve bu kuvvetler birbirine asla müdahale edemez biçimde teşkilatlanmıştır. Bu tam kuvvetler ayrılığı durumunda yargı iki kuvveti de denetleme yetkisine sahiptir. Yasamanın yürütmeyi yürütmenin yasamayı denetleme yetkisi ise oldukça zor şekil şartlarına tabidir. Bu noktada başkanlık sistemine getirebileceğimiz tenkitlerden birisi yürütme gücünü elinde bulunduran başkanın otoriter bir temayül göstererek diktatörleşme tehlikesidir ve demokrasi kültürü yerleşmeyen memleketlerde bu eğilimlere rastlanmaktadır. Şu an için referandumda hayır oyu kullanacakların temel karşı çıkış noktası da burasıdır. Fakat iyi bir denetim sistemi oluşturulduğunda ve erklerin birbirlerine galebe çalması engellendiğinde bu önlenebilir bir tehlikedir. Sunu herkes bilir ki baskanlik sistemi sert kuvvetler ayriminin mevcut bulundugu yegane sistemdir.

Şu anda tartıştığımız husus yürütme erkinin konumu olduğu için biraz da bundan bahsetmek lazım gelir. Başkanlık sisteminde yürütme erki pratik karar alabilmektedir ve gensoru meclis araştırması gibi denetim yollarından muaf olduğu için icraatlarını hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmektedir. Bunun olumsuz sonucunu belirttik, peki olumlu sonuçları nelerdir? Yürütme organının icra kabiliyetini artırmak neye yarayacaktır? Bu konuya değinmeden önce Wallerstein in merkez ülke yarı çevre ülke ve çevre ülke mefhumundan bahsedeyim. Dünyada bilindiği üzere gelişmiş ülkeler bulunmaktadır. Bir de G20nin G8den ayrılan kısmı dediğimiz gelişmekte olan ülkeler ve bunların altında yer alan gelişmemiş ülkeler mevcuttur.
İstatistiki verilere bakıldığı zaman demokrasinin en yaygın olduğu ülkeler gelişmiş ülkelerdir. Bu ülkelerde insan hakları tam manası ile uygulanmakta basın özgürlüğü, kişi hak ve hürriyetleri vb. kavramlar ihlal edilmemektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi düştükçe bu kavramlar daha fazla ihlal edilmekte diktatörlük temayülüne daha fazla rastlanmaktadır. Örneğin İngiliz başbakanının bisikletle alışverişe gittiğini görürken Zimbabwe de elinde keleşle altın dişli bir diktatör görürüz. Ekonomik gelişmişliğin müreffeh bir yaşam ve insan hakları demokrasi gibi kavramların tesisinde önemli bir neden ve gösterge olduğunun farkında olan bütün ülkeler ekonomik terakkiye öncelik vermektedirler. Burada da en önemli veri ekonomik büyüme oranlarıdır. Dikkat ederseniz her sene G20 ülkelerinin ekonomik büyüme hızları açıklanır ve buna büyük önem atfedilir. Devletler bizim gibi kısa vadeli düşünmedikleri için ekonomik terakki öncelikli gündem maddesidir. Ekonomik kalkınma sağlandığı takdirde refaha erişilebilecegi düşüncesi mesnetsiz de sayılmaz. Yürütmenin güçlü ve bağımsız olması demek ekonomik kalkınmaya destek olacak ensturmanlarin kolay kullanımı demektir. Ayrıca başkanlık sisteminde hızlı karar alma mekanizmasının yani sıra istikrar sağlayıcı önlemlern de bulunması bir başka cazip kılıcı etkendir. Şöyle ki parlamenter sistemdeki gibi yasama organının yürütme organını fesih yetkisi bulunmaması yürütme organına rahat hareket kabiliyeti kazandırmaktadır.  Devamini keyfim yetince ek olarak yazarim...
EK 1
Başkanlık sisteminin bir başka avantajı yürütmenin başının doğrudan halk tarafından seçilmesidir. Parlamenter sistemde bir meclis seçilir ve bu meclis kendi arasından yürütme organını seçer. Demokrasi açısından bakıldığında başkanlık sistemi bu yönüyle daha demokratik bulunmaktadır. Sonuç olarak gelişmiş ülkelerin ekserisinin parlamenter sistemi kullandığını( Japonya, Almanya, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsveç, Norveç, İtalya vs.) Gelişmekte olan ülkelerin ekserisinin yarı başkanlık ve başkanlık sistemini kullandığını görüyoruz.(Arjantin,Brezilya,İran,Meksika, Güney Kore,İran,Mısır, Tayvan vs.)
Şimdi başkanlık ve parlamenter sistemin avantajlarından ve dezavantajlarından maddeler halinde bahsedelim.
1-Başkanlık Sisteminin Avantajları
a- İstikrarlı yönetim
b- Güçlü yönetim
c- Halkın Yönetime daha fazla katılım sağlaması-Yarı Doğrudan Demokrasi
2- Başkanlık Sisteminin Dezavantajları
a- Yasama Denetimi Eksikliği
b- Esnek olmayan idare yapısı
c- Otoriter yönetim riski
3-Parlamenter Sisteminin Avantajları
a- Kutuplaşma yoktur
b- Güçlü Denetim mekanizması
c- Esnek yapı-yönetim tıkanıklığı yoktur
4-Parlamenter Sistemin Dezavantajları
a- İstikrarsız yönetim
b- Güçsüz Hükümet
c- Temsili Demokrasi
Gelelim bizim önümüze referandumda gelecek anayasa değişikliğine. Acaba oylayacağımız değişiklikler tam olarak başkanlık sistemini yansıtıyor mu? Ne gibi riskleri var? Ne gibi avantajları var? Bunlara da madde madde değinerek ne ifade ettiğini objektif biçimde anlamaya çalışalım. İşte o değişiklikler:
Madde 1: Anayasa'nın "Yargı yetkisi" başlığında değişikliğe gidilecek.Buna göre, yargı yetkisinin, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağına dair hüküm, "Bağımsız ve tarafsız" mahkemelerce kullanılacağı şeklinde değişecek. : Olumlu izaha gerek yok. Başkanlık sistemi için gereksiz.
Madde 2: milletvekili sayısının 550'den 600'e çıkarılmasını öngörüyor. : Olumlu ve olumsuz. Olumlu çünkü temsil kabiliyeti artıyor. Olumsuz çünkü ekstra maddi külfet getiriyor. Başkanlık sistemi için gereksiz.
Madde 3: Bu madde milletvekili seçilme yaşını 25'ten 18'e indiriyor. Olumsuz. Pratikte karşılığı yok. Propaganda amacı ile yapıldığı çok açık. Başkanlık sistemi için gereksiz.
Madde 4: TBMM seçimleri 4 yılda değil, 5 yılda bir yapılacak. Olumlu. Yasama ve Yürütme erklerinin görev süreleri birbirine eşit olmalı. Kuvvetler ayrılığına uygun. Başkanlık sistemi için gerekli.
Madde 6:”Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek” ibaresi çıkarılıyor. Olumlu. Kuvvetler ayrılığı için zorunlu bir değişiklik. Başkanlık sistemi için gerekli.
Madde 7: Cumhurbaşkanı seçim yöntemi. Olumlu. Nispeten demokratik. Başkanlık sistemi için gerekli.
Madde 8: Cumhurbaşkanı yetkilerini düzenliyor. Olumsuz. Tüm yürütme yetkisini Cumhurbaşkanına veriyor. Otoriter eğilime yol açar. Başkanlık sistemi için gerekli.
Madde 9: Cumhurbaşkanının yargılanması. Olumlu. Yargılama için gereken çoğunluğu düşürüyor. Başkanlık sistemi için gereksiz.
Madde 10: Cumhurbaşkanı yardımcılığı müessesesini tesis ediyor. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve vekalet durumlarını yargılanma şartlarını belirliyor. Olumlu. Kuvvetler ayrılığını pekiştirici. Başkanlık sistemi için gerekli.
Madde 11: Seçimlerin yenilenmesi. Olumsuz. Cumhurbaşkanına meclisi fesih yetkisi veriyor. Başkanlık için gerekli?
Madde 12: Olağanüstü hal ilanı. Olumsuz. Otoriter eğilime yol açabilir. Başkanlık için gerekli.
Madde 13: Askeri mahkemelerin kaldırılması. Olumlu. Modern hukuk sistemine uygun yargı yapısı getirir. Başkanlık sitemi için gereksiz.
Madde 14: Yargı üyelerinin seçilmesi. Olumsuz. Kuvvetler ayrılığı prensibine aykırı. Başkanlık sistemine aykırı ve sistem için gereksiz.
Madde 15: Bütçe ve kesin hesap yetkilerinin Cumhurbaşkanına verilmesi. Olumlu. Yetki sahibine sorumluluğu da veriyor. Başkanlık için gerekli.
Madde 16: Çok teferruatlı ama mecburi bir değişiklik gibi gözüküyor. Tam incelemedim.
Madde 17: yargı ile alakalı. Olumsuz.
Madde 18:Partili cumhurbaşkanı. Olumsuz. Nepotizme zemin sağlar ve tarafsızlığa zarar verir. Başkanlık için gerekli.
Devamını keyfim yetince yazarım…. 4 sa
18 beğeni · 26 yorum · Diyorum ki
SPİNOZA (@karacurin)
Sn.Milligelir;emeginize sağlık baya emek ve zaman harcadınız , şahsım olarakta pekte istifade ettim. Paylaşımın başında ufakta olsa bir serzenişte bulundunuz vede haklısınız "başkanlık sistemi hakkinda ne dusundugumu sordu. Ayrıca üzülerek gordum ki sitede bu konu hakkında malumat sahibi kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor" İmdi şöyle izah edeyim sitede genel olarak Başkanlık sistemi değilde bunu 15 sene iktidar olan bir partinin oluşturup-oluşturmaması yani hergün servise binen biri iş-ev arasında rahat gidip gelmesine bakar arabaya değil : yani şoföre bakar burda servise binen kişinin motorun içten yanması pistonu itmesi vs vs değil fakat farını, camını ve sileceklerini az-çok bilir ve bildiği kadarda en doğal olarak konuşur. - 6 sa
haribu (@celibon)
Bazı noktaları yine anlamadım sayın @kisibasinadusenmilligelir ama devamı geldiğinde daha iyi anlarım sanırım... - 5 sa
Hakan (@hakani)
Milli Gelir peki bizim başkanlık değişikliğinde kuvvetler ayrılığı var mı? Ya da olacak mı? Cumhurbaşkanı HSK Başkanını atayacak, meclisi feshedebilecek. Yani yasamanın yürütmeyi feshetmesi sorun oluyor da yürütmenin yasamayı feshetmesi neden sorun olmasın? Buna da değin. - 5 sa

drna

@unutgitsin

*

Sevgili arena daha önce burda da linkini gördüğüm ama kaydetmeyi/dinlemeyi unuttuğum ve dilimden düşmeyen bir şarkıyı arayalım. Unutamıyorum ya da anlatamıyorum diyordu. Slow tarzda sakin ama çıkışları olan bir şarkı. Yaşar'ınki değil. Bulan veya görenlerin bu paylaşımın altına yorum atması rica olunur.
6 beğeni · 3 yorum · Arena'ya Sor
drna (@unutgitsin)
Buldum arkadaşlar.
;feature=share - 2 sa
Betül (@lotus)
Ovv güzelmiş ;) - 1 sa

Özge

@ozge-selcuk

-Aşk
"Sevmek tehlikelidir."

"Biliyorum bunu. Daha önce birini sevdim. Sevmek, uyuşturucu almak gibidir. Başlangıçta kendini iyi hissedersin, bütünüyle verirsin. Ertesi gün, daha fazlasını istersin. Henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliğini sürdürebileceğini sanırsın. Sevdiğin kişiyi iki dakika düşünür, sonraki üç saat boyunca unutursun. Ama, yavaş yavaş onun varlığına alışır, ona bütünüyle bağımlı hale gelirsin. Böylece, onu üç saat düşünüp iki dakika unutmaya başlarsın. Yakınında değilse, bağımlıların uyuşturucu bulamadıkları zaman hissettikleri şeyi hissedersin. Uyuşturucu bağımlılarının, gerek duydukları şeyi bulamadıkları zaman hırsızlık yaptıkları, kendilerini aşağıladıkları gibi, aşk için her şeyi yapmaya sen de hazırsındır."

Paulo COELHO
Emre (@emre533)
Epey tehlikeliymiş sevmek :' - 2 sa
inatla_hayat (@doktorno)
yazar ne anlar sevmediyse yada sevdiğinden bir şey anlamadıysa yazar yazdı kitabı diye en iyi sevmeyi bilen olacak diye bir kanunda yok.. yazmış işte bilmeden - 2 sa
[silindi]